Liderler ve Profesyonellerle Söyleşiler

Başarı bir hedef değildir, uzun dönemli bir yolculuktur.Fuat TÜRKER

Değerli Gençler,

 

Lise yıllarında yapılan meslek yönlendirmesi, meslek tanıtımları hakkında…

Bulunduğumuz döneme baktığımızda meslek yönlendirmelerinin ve meslek tanımlarının yeterli olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Nedeni ise geniş bir aile yapısına sahip olmam ve elbette 25 yıldır devam eden iş hayatımdır. Elbette belli kurumlar, kişiler ve en başta da aileler bunu yapmaya çalışıyorlar ama yetersiz kalıyor. Herşeyden önce, yönlendirme yapmaya çalışan aileler bu konuda çok eksikler. Öncelikle onlarında eğitimden geçmeleri gerekiyor. Kurumlar ise çoğu zaman olaya ticari bakabiliyorlar yada yetişememe gibi durumları olabiliyor. Türkiye’nin genç nüfusu 35 milyonun üzerinde ve her yıl buna 1 milyon genç daha katılıyor. Dolayısı ile bu konuda sağlıklı bir yönlendirme gelişimin olabilmesi için, tüm çalışmaların daha küçük yaşlarda başlaması gerekiyor ve buna ailenin de dahil edilmesi gerekiyor kesinlikle.

 

Lise hayatınızdaki mesleki düşünceniz ile şu an bulunduğum konum arasında ilişki…

Şahsen, orta öğrenimimi ve lise dönemini 1978 – 1986 yıllarında geçirdim. Herkes bilir ki aslında bu dönemler pek çok açıdan kolay değildi. Bu zor dönemlerde doğru bir şekilde okumak ve hayatınızın seçimlerini yapmak gerekiyordu. Ancak kendimi çok şanslı görüyorum ki eğitimci bir aileden geliyordum ve yakın çevremde çok farklı meslek gruplarından akrabalarım ve tanıdıklarım vardı. Yine bu dönemde tam burslu olarak özel bir okulda okuma şansına erişmiştim. Okulun öğrenci potansiyeli, farklı ülkelerden öğrenci ve öğretmenler barındırması geniş bir bakış açısı kazandırdı o yıllarda. Dolayısı ile ailemin katkıları ve yönlendirmeleri yanında, kişisel olarakda kendimi tanımama ve ne istediğimi bulmama bana yardımcı oldu tüm bunlar.

 

Bu sektörde çalışmaya başlamam…

Bu açıdan bakıldığında lise döneminde teknolojiye aşırı merakım vardı ve hep bu yolda ilerledim. Şu anda bulunduğum noktada bu doğrultuda. Kısacası neye karar verdiysem halen o yolda ilerliyorum ve bundan çok memnunum.

 

Yukarıda da bahsettiğim üzere teknoloji öncelikli idi benim için, dolayısı ile lise sonrasında üniversite sınav dönemi boyunca bununla ilgili bölümleri denedim ama başarılı olamadım. İş hayatına hızlı giriş yapma arzum nedeni ile keskin bir karar alarak daha fazla bu alanla ile ilgili sınavlara girmedim ama işletme fakültesini kazandım ve bitirdim. Bu kararı alır almazda 1988 yılında hemen bir teknoloji şirketinde çalışmaya başladım. O gündür bu gündür hep aynı alanda ilerledim. Buradan anlatmak istediğim şey şu:

Bazen mutlak olarak o an için istediğiniz üniversiteye giremeyebilirsiniz ancak bu istediğiniz şeyi yapmaktan sizi asla alıkoyamaz, yeter ki siz isteyin. Benim yaptığımda buydu.

 

1980 öncesi ve sonrasına baktığımızda çok ciddi farklılıklar var. Bizim dönemlerimizde pek bir şey yoktu aslında. Bu dönemden sonra global dünyadaki gelişim ve değişimler, teknolojinin önlenemez yükselişi ile birlikte Türkiye’yi çok çok hızlı etkiledi. Bu kaçınılmazdı ancak hazırlıklı değildik. Dolayısı ile bu ani sıçrama, kültürel olarak bazı sıkıntılar yarattığı kanısındayım. Tüm bu sıkıntılara rağmen şimdi gençliği şanslı görüyorum. Çünkü her tülü bilgiye hızlı ulaşabiliyorlar. Ancak, buradaki önemli sorun bu bilgilerin ağırlıklı olarak çok da doğru olmadığıdır. İşte bu sebeple,

Gençlerimiz mutlaka kendilerine yön verirken ve karar alırken çok iyi düşünmeleri ve analiz etmeleri gerekiyor, hem bilgileri hem çevrelerini.

 Birkaç kanaldan teyit edilemeyen bilgiler gençlerimize yanlış yön verebilir. Bunun için, çok daha küçükten bu gençlerimize yön vermeye başlamalı ve karakterlerini sağlam oluşturmalıyız.

 

Kapitalizmin getirdiği önemli bir sorun var bunun adı günlük yaşam ve tüketim. Bu çılgın tüketim alışkanlığı gençlerimizde maalesef zaman kaybına neden oluyor ve yanlış yönlendiriyor. Çok erken bazı şeylere sahip oluyorlar ve ileriki yaşlarda ne yapacaklarını şaşırabiliyorlar. Neyle mutlu olacaklarını bilemiyorlar. Bu noktada gerçekten ailelere çok büyük işler düşüyor.

 Çocuklara kesinlikle yeteri kadar zaman ayırmalı ve onlarla yakından arkadaş gibi ilgilenmeliler.

 

Hırs… Bu kavramada maalesef yanlış bir anlam yüklendi. Hırsınız kontrollü ise ve dürüstseniz size büyük faydalar sağlar. Ancak pamuk ipliğine bağlıdır ve bu bağ koptuğunda hırsınız sizleri başkalarını ezerek yada hiçe sayarak başarıya ulaştır, elbette buna gerçek başarı denirse! Şimdiki toplumda bu maalesef ağırlıklı olarak görülüyor. İşte yine bu noktada iş ailelere düşüyor: Çocukları ile yakından ilgilenecekler, hemen herşeyi almayacaklar ve neden böyle olması gerektiğini doğru bir dille zahmet edip anlatacaklar.

 

Başarı bir hedef değildir, uzun dönemli bir yolculuktur.

 Dolayısı ile lise dönemlerinde alınan kararlar mutlak gerçekleşecek demek değildir. Bu yolda, küresel ekonominin etkisi doğrultusunda değişiklikler olabilir. Bunların bilincinde olarak her şeye hazırlıklı olmaları gerekir. Kim ya da ne tarafından olursa olsun, çevrelerinde sanal ve toz pembe gereksiz bir etki alanı oluşturulmamalıdır. Hayata gerçek bakmaları sağlanmalıdır. Nasıl ki belli hastalıklara karşı korunabilmek için küçüklükten aşı oluyorsak eğitim ve iş hayatınında aşıları vardır. Bunları gençlerimize mutlaka net şekilde anlatılmaları gerekir.

 

Gençlerimizden ne yapmak istediğine karar verenler zaten kendini iyi tanıyanladır. Ancak, buna rağmen eğitimin okuldan ibaret olmadığı düşünerek –ki buna üniversitede dahil- tüm hayatları boyunca hem mesleki hem de ilgili diğer konularda eğitim alarak, araştırma yaparak sürekli kendilerini geliştirmelidirler. Bu konuda ek bir tavsiyem daha olacak: Seçtikleri mesleklerin dışında her zaman için başka neler yapabilecekleri konusunda mutlaka araştırma yapsınlar, destek alsınlar ve o konularda da kendilerini geliştirmeye çalışsınlar.

 

Öğrenmek sonsuzdur…

 

Halen çalıştığım sektör Bilgi Teknolojileri alanı ve çok rahat görülüyor ki bu alan detaylanarak hayatımızın her zaman tam içinde olacak. Dolayısı ile çok geniş bir konu. Bu alanda çalışmayı arzu eden gençlerimiz yukarıda da bahsettiğim üzere istek ve yeteneklerini çok iyi analiz etmelidir.

 

Üniversite yılları, yeni arkadaşlıklar ve kazandıkları bölüm ile ilgili yeni deneyimlerdir. Gerçekten de çok önemli dönemlerdir. İşte bu yüzden her anı dolu dolu geçirilmelidir. Dolu dolu geçirmekten kastım ise buradaki akademik eğitimin yanında mutlaka paralel olarak yeni bilgiler ve tecrübeler elde edebilmenin yollarını aramalılar. Çünkü, sadece akademik eğitim yetmiyor. Bu sadece alt yapıyı oluşturuyor ama tecrübe sağlamıyor. İşte bu tecrübenin kazanılması ve mezuniyet sonrasında iş bulabilmenin yolu, okurken çalışabilmekten geçiyor. Maalesef her üniversite ve bölüm için bu mümkün değil. Burada; devletin yanında, üniversite yönetiminin aktifliği ve özel sektörün vermesi gereken destekler çok önemli. Ne yazık ki sürekli gündemde olan Üniversite ve Sanayi işbirliği son derece düşük seviyede. Bunun çeşitli sebepleri var ancak bunlar çözülene kadar her öğrencinin okurken boş kalan zamanlarının bir kısmında bölümü ile ilgili olarak kurumları ziyaret etmeli ve çalışmanın yollarını aramalıdırlar.

 

Son olarak;

 

İnsanlığın varoluşundan itibaren, milyonlarcası yeryüzünde aynı zaman diliminde yaşamını sürdürmektedir. Sosyolojik, kültürel, zihinsel, duygl ve eğitimsel farklılıkları olan milyonlarca insan…  

 

Her biri ayrı değer ve hayatın içinde farklı katma değer üreten milyonlarca insan. Her birinin ayrı duyguları, istekleri ve hedefleri var. Bu hedeflere ulaşmak için sonsuz bir mücadele ve yoğun bir çalışma içinde koşuşturup durmaktalar. İnsanoğlunun istek ve hedefleri her geçen gün çeşitlilik kazanmakta, aynı zamanda daha da karmaşık, zor ve ulaşılması için çok daha fazla emek verilmesi gereken bir yapıya bürünmekte. Teknoloji geliştikçe yaşam standardı yükseliyor, yaşam standardı yükseldikçe insanların ödedikleri bedeller de ağırlaşıyor. Yüksek teknoloji ve çağdaş yaşam bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken, bir yandan da bireyler üzerinde farklı etkiler göstererek, ağır gerilimler yaratıyor.

İnsanoğlunun varoluşundan itibaren tüm faaliyetlerine baktığımız zaman, aslında yapılan tüm çalışmaların hayatı kolaylaştırmak ve güzelleştirmek olduğu, dolayısıyla da “MUTLU YAŞAMAK” amacına hizmet ettiğini görmek zor olmasa gerek.

 

“Mutlu Yaşamak” ancak, insanların gerçek anlamda kendilerini keşfetmeleri ile mümkün olabilir.

 

Saygı ve Sevgilerimle…

 Fuat TÜRKER 

Founder | Çılgın Pikseller&Edutech Partner



Yorumlar